York Test
Yorktest Bilgi Hattı
0212 215 51 20

Şampiyon sporcuların York Testi tecrübeleri


Denise Lewis:

Annem Joan, Wolverhampton’daki evimizde geçirdiğim krizlerden birine şahit olduğundan beri benim için çok kaygılanmaktaydı ve antrenörüm de beni bir doktora görünmem yönünde teşvik ediyordu. Ancak ben bu konuda isteksiz davranıyordum. Çok utanıyordum.

Fakat o krizden sonra, beni bir gastroenterolji uzmanına sevk eden genel pratisyen hekime gittim. Bana endoskopi uyguladı. Bu, her hangi bir iritasyon belirtisine bakmak üzere ucunda küçük bir kamera olan bir tüpün midenin yarısına dek gırtlaktan aşağıya sarkıtıldığı bir prosedürdü. Oldukça rahatsızlık vericiydi ve bana bu yüzden anestetik verilmesini isterdim.

Uzman hekim hiçbir şey bulamadığı için, bana bazı anti-asit haplarla kabızlık belirtilerini rahatlatmaya yönelik bir ilaç olan Fybrogel verdi. İritabl Bağırsak Sendromu o dönemde neredeyse hiç bilinmemekteydi ve doktor da sorunun ne olduğu hakkında hiçbir fikir sahibi değildi. Esas itibarıyla bana söylenen, bununla yaşamayı öğrenmem gerektiğiydi. Dört yıl boyunca yaptığım da aşağı yukarı bu oldu –bir yandan birinci sınıf bir atlet olarak kariyer yaparken krizlere de tahammül ediyordum. Fakat gitgide daha fazla yarışma kazanmama rağmen, durumum daha da kötüye gidiyordu. Geriye dönüp baktığımda, ağrıya bu kadar uzun bir süre tahammül etmiş olmam hayret verici görünse de, sessiz bir şekilde katlanmanın IBS’li hastanın tipik özelliği olduğunu fark ettim.

İlk olarak utanılacak bir durum mevcuttur: Bağırsak hareketleri veya gaz şikâyeti gibi konuları herhangi bir kimseyle, hatta bir doktorla bile konuşup tartışmak oldukça zordur. Daha sonra, size bir hiçbir problem belirtisi olmadığı söylendiğinde, doktorlar size yardımcı olamadığı için bu durumun daima sürüp gideceğini düşünürsünüz. Sonunda, artık bu şekilde yaşayamayacağıma karar verdim. Zaman zaman, antrenmanlarımı kısa kesmek zorunda kalıyordum çünkü midem çok fazla ağrıyordu. Yediklerimin krizlerimi tetikleyip tetiklemediğini görmek üzere, bir yemek günlüğü tutmaya başladım, fakat hiçbir bağlantı yok gibi görünüyordu. Daha sonra menstrüel siklüsüme baktım ve yine hiçbir bağlantı bulamadım. Kahveyi ve çok sevdiğim dondurmanın da içinde bulunduğu zengin gıdaları kestim, fakat hiçbir işe yaramadığı gibi krizlerin daha da sıklaştığı görüldü. 1998’den itibaren, ayda bir kriz geçirmeye başladım. Krizler çoğunlukla evde olmakla beraber, bazen antrenman yaparken de başlıyordu ve ben kendimi birden bire tuvalete doğru deli gibi koşarken buluyordum.

En sonunda, 1998’de, kusarken gelen bir krizden sonra, yeniden yardım alma zamanının geldiğini anladım.

Bu sefer, genel pratisyenim tarafından Londra Devonshire Place’deki bir özel kliniğe yönlendirildim. Burada bana endoskopi ve bağırsağın aşağı kısımlarına daha iyi bakmak üzere ucunda bir kamera bulunan bir tüpün rektuma yerleştirilmesinden ibaret bir prosedür olan kolonoskopi yapıldı. Bu sefer hafif bir yatıştırıcı aldım ve uygulamalar çok daha az ağrılı oldu. (Bu sayede) doktor daha fazla iritasyon görebildi fakat mide, bağırsaklar ve kalın bağırsaklar oldukça sağlıklıydı.

Ancak, spazmlar için her hangi bir sebep görememekle beraber, sorunun adını ilk kez koyan da o oldu: İritabl Bağırsak Sendromu sadece kalın bağırsakta değil tüm bağırsaklarda meydana gelen bir hastalıktı. Bunun stresle ilişkili olabileceğini söyledi, fakat işin doğrusu hiç kimse IBS’nin neden oluştuğunu gerçekten bilmiyordu. En kötüsü, bu durumun nasıl tedavi edileceğine dair hiçbir tıbbi görüş de mevcut değildi. Doktor muayenehanesinden çıktığımda elimde bir isim, düzenli takip tavsiyesi ve yeni bir Fyborgel reçetesi dışında hiçbir şey yoktu.

O dönemde, bu durumla yaşamayı öğrenmekten başka bir seçeneğim yoktu. Sydney Olimpiyatları için seçmeler vardı ve hastalık ya da ağrıları dert etmenin zamanı değildi. Krizler her iki ayda bir, çoğunlukla da akşam evde olduğum saatlerde başlıyordu fakat buna katlanıp sıkı bir antrenman rutini içinde çalışmak zorundaydım. Bazen moralim bozuluyordu fakat bu durumun kazanma şansımı etkilememesi konusunda kararlıydım. Aynı zamanda sosyal hayatımı etkilemesine de izin vermeyecektim.

Kriz ben bir restorandayken başlarsa, yerimden kalkıp sakin bir yer buluyor ve geçinceye dek bekliyordum.

IBS’nun altın madalya şansımı elimden almasına izin vermeyecektim ama Sydney’de bir kriz geçireceğim düşüncesiyle endişeleniyordum.

İşin ironik tarafı, nihayet Sydney’e gittiğimde, belki de hayatımın en stresli günleri olmasına rağmen bir kere bile yakınmam olmadı. Kimse neler geçirdiğimin farkına varmadan heptatlonda kazandım ve artık bir kez daha kriz geçirmeyeceğimi ümit ediyordum.

Fakat geriye döner dönmez, krizler tekrar başladı. Niçin başladığına dair hiçbir fikrim yoktu. 2001’de Edmonton Kanada’daki Dünya Atletizm Şampiyonası’nda, fiziksel kondisyonumun zirvesindeyken, o güne kadarki en kötü krizlerimden birini geçirdim. Antrenmanı tamamladıktan hemen sonra aniden kendimi ağrı yüzünden o kadar çaresiz hissettim ki, soyunma odasının zeminine uzanmak zorunda kaldım. Alnım boncuk boncuk terledi, nefes almam zorlaştı ve bulantı hissi yaşadım. Odada başka kimse yoktu ve ağrının geçmesi bir saat sürdü. Daha sonra acilen tuvalete gitme ihtiyacı duydum. Tam vaktinde yetiştim.

Krizler şampiyona boyunca beni halsiz ve yorgun bırakarak devam etti. Sonunda, bir ayak incinmesi yüzünden yarışmadan çekilmek zorunda kaldım, fakat IBS’in durumu düzelmedi. Sydney zaferimden tam bir yıl sonra, bu durum herkes için acı bir hayal kırıklığı oldu.

Hiçbir şey semptomlarımı dindirmiyordu ve aynı yıl, o zamanki partnerim atlet Patrick Stevens’dan hamile kaldığımda bile krizlerim devam etti. Şu an üç yaşında olan kızım Lauren’e zarar verebileceğimden dolayı kendimi korkunç derecede suçlu hissediyordum ve doğumunda bir problem çıkmasından kaygılanıyordum.

Çok şükür, kızım iyiydi. Kendi sorunumu çözmek için yapabileceğim hiçbir şey kalmamış gibi göründüğünden, sessizce IBS’na katlanmaya devam ettim. Daha sonra, geçen yılın Ekim ayında, gıda alerjilerini ortaya çıkaran kan testlerinden haberdar oldum. Kendi gıda günlüğüm sonuçsuz kaldığı için bunu daha önce hiç göz önüne almamıştım, fakat artık kaybedecek bir şeyim olmadığını hissediyordum. Gıda alerjileri konusunda uzmanlaşmış YorkTest Laboratuarları tarafından yapılan test 390 Avro’ya mal olmaktaydı. Yapmam gereken tek şey parmağımı bir iğne ile delerek özel bir kap içine kan toplanmasını sağlamak ve daha sonra laboratuara göndermekti.

Yaklaşık bir hafta sonra testlerin sonuçlarını aldım. Rapor inek sütüne çok fazla, maya ve yumurta akına ılımlı seviyede ve yumurta sarısı, sarımsak ve kaşu fıstığına da az seviyede toleranssız olduğumu gösterdi.

İnek sütü beni şaşırtmadı. Süt içtikten sonra gerçekten huzursuz hissediyordum ve sıklıkla soya sütü içiyor, süt ürünleri içermeyen yiyecekler tüketmekteydim.

Fakat maya, yumurta ve sarımsak olmadan idare etmek çok zordu. Ekmeği severim ve antrenmanlar için en iyi yiyecek de bol miktarda protein açısından zengin omletlerdir. Sarımsağı her şeyin içine koyarım. Laboratuar tarafından bu gıdaları kesmenin etkilerini hissetmemden önce en az bir ay süre geçeceği yönünde uyarıldım çünkü sistemimi tümüyle terk etmeleri gerekmekteydi. Fakat bir tedavi için oldukça ümitsizdim.

IBS kış aylarında daima kötüleşirdi ve bir sonraki ay olan Kasım’da (BBC televizyonunun çok izlenen yarışma programı) Strictly Come Dancing çalışmalarım başlayacağından son derece stresli bir dönem olacaktı. Çekimler başladığında oldukça gergindim; yeni bir krizin habercisi olacak ilk şişkinlik ve kabızlık belirtilerini bekliyordum. Çekimlerin bitmesinden sonra tüm Noel ve Ocak ayı boyunca, semptomların yeniden ortaya çıkmasını bekledim. Fakat böyle bir şey olmadı. Şimdi ilkbahardayız ve her gün hâlâ, en azından IBS’nu yenmiş olduğumu ümit etmekteyim.

Gıda intoleransı ya da gıda alerjisi konusunu gündeme getirmenin son zamanlarda bir tür trend haline geldiğinin farkındayım ve bütün IBS vakalarının sebebinin bu olmadığına eminim. Ben sadece kendi tecrübeme dayanarak konuşabilirim ki, benim durumumda hastalığımın sebebi bu. Keşke bunu yıllar önce çözmüş olsaydım ama ağzınıza attığınız yiyeceklerin her lokmasını izlemek zordur.

Şimdi yeni beslenme planıma son derece sadık olsam da, arada bir kaçamaklarım oluyor. Mayasız pita ekmeği (lavaş) ile idare etmeye çalışıyorum ama zaman zaman canım güzel bir dilim esmer ekmek çekiyor. Ve ne zaman bir yemekte sarımsak kokusu alsam, nefsime yenik düşüyorum ve bir parça tadına bakıyorum. Şimdiye kadar herhangi bir zarar görmedim. Belki de neredeyse 13 yıllık bir ıstıraptan sonra hastalığımı en sonunda yenmiş olabilirm.

IBS: GERÇEKLER

Londra Harley Sokağı’nda bir klinik sahibi olan Dr. Alix Daniel, İritabl Bağırsak Sendromu ve diyabet gibi beslenme ile ilişkili hastalıklar üzerine uzmanlaşmıştır. IBS’in bir hastalıktan ziyade bir sendrom olduğunu, çünkü mide şişmesi ve mide ağrısı, ishal, kabızlık ve mide ekşimesi gibi semptomların bir karışımı olduğunu söylemektedir. Bu rahatsızlıktan mustarip olanlar baş ağrısı ve yorgunluktan da şikayet etmektedirler. IBS terimi doksanların ortasında kullanılmaya başlanmıştır. Bundan, önce doktorlar semptomları bireysel olarak tedavi etme eğilimindeydiler. IBS tanısı endoskopi ve kolonoskopi gibi teknikleri kullanarak konulmaktadır. Klinisyenler olarak, öncelikle basitçe diğer mide hastalıkları ve bozukluklarını dışlarız, en sonunda IBS tanısını koyarız.

IBS hastalarının sayısını tam olarak belirlemek zordur çünkü çoğu utanır ve sessizce bu duruma katlanırlar. İngiltere’de yüzde sekseni 40 yaşının altında olmak üzere bu hastalığı çeken 500 bin kişi olduğunu tahmin etmekteyiz.

Denise Lewis: Gizli Istırabım

2000 yılında Sydney’de düzenlenen olimpiyatlarda heptatlonda altın madalya kazanan Denise Lewis (32) İngiltere’nin en iyi atletlerinden biri ve geçen sene büyük beğeni kazanan TV şovu Strictly Come Dancing’in yıldızı. Ancak onun geçtiğimiz 13 yıl boyunca Iritabl Bağırsak Sendromu adı verilen ve İngiltere’de her 5 kişiden birini etkileyen, ağrılı ve insanı elden ayaktan düşüren bir hastalıktan mustarip olduğunu kimse bilmiyordu. Üç yaşındaki kızı Lauren’la Birmingham’da yaşayan Denise hastalığı hakkında ISLA WHITCROFT’ a konuştu.

Dans pistinin kenarında partnerim Ian Waite ile beklerken o kadar heyecanlıydım ki, resmen midemin kaynamakta olduğunu hissediyordum. BBC’nin en çok sevilen şovu Strictly Come Dancing’de hızlı bir dansa başlamak üzereydik ve ben ümitsiz bir şekilde kafamda adımları canlandırmaya çalışıyordum.

Huzursuzluğumun etraftakiler tarafından da fark edildiğinden eminim. Fakat bu kadar kaygılanmamın bir başka sebebi daha vardı: 13 yıldır İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) denilen ıstırap verici ve tedavi edilemez bir hastalıktan yakınmaktaydım.

Zaman zaman acı içinde iki büklüm oluyor, sanki biri elleriyle bağırsaklarımı iyice sıkıyormuş gibi hissediyordum ve yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Hiçbir şey, ne ayakta durmak, ne oturmak ne de yere uzanmak ağrımı hafifletmiyordu.

Aniden, acilen tuvalete gitmem gerekecekti ve sadece ondan sonra rahatlayacaktım.

Uzmanların IBS için gösterebildikleri tek sebep stresti; bu yüzden milyonlarca seyircinin önünde karmaşık dans adımları sergilemek üzere beklerken, eğer bir kriz daha gelecekse, o an gelmesi gerektiğinden emindim.

Dans pistine doğru ilerledik, müzik başladı ve… hiçbir şey!

Elbisemin üzerindeki payetler spot ışıkları altında ışıl ışıl parlarken biz bir adımdan ötekine geçiyor ve ben kalbimin atışları dışında hiçbir şey hissetmiyordum. Bu acaba hastalığımı nihayet yendiğim anlamına mı geliyordu?

Şişkinlik, kabızlık ve gaz çıkarmaların ardından korkunç bir mide ağrısı şeklinde devam eden IBS semptomları ilk olarak 1992’de başladı. Bu dertten mustarip olan çoğu kimse gibi ben de krizler arasında bir bağlantı kuramıyordum, çünkü birkaç ay arayla tekrarlıyorlardı.

Daha sonra, 1993 yazında, Birmingham’daki bir atletizm yarışmasında, oldukça kötü bir kriz geçirdim. Gelmekte olduğunu biliyordum. Birkaç gündür şişkinlik hissediyordum ve yemek yiyemiyordum. Su bile kendimi huzursuz ve şiş hissetmeme neden oluyordu. Zamanlama özellikle kötüydü. Sabah cirit atma yarışmam vardı ve kriz iki saatten daha uzun sürdü. Isınma çalışması için ayrılan süreyi rahatlamanın yollarını arayarak ve bir an evvel geçmesi için dua ederek geçirdim. En sonunda ağrı geçti, çıkıp yarışmayı başardım ve kazandım.

Mark Loftus’un Profili
Şişkinlik ve IBS Vaka Analizi
(Abdominal Distansiyon ve İrritabl Bağırsak Sendromu Vaka Analizi)


Parlak bir amatörlük kariyerine sahip olan Mark Loftus, 1999 yılının sonunda İngiltere amatör golfçüler sıralamasında ikinciliğe kadar yükseldi. İskoçya adına 23, İngiltere ve İrlanda(GB&I) adına da 2 birincilik kazandı. 2001 yılının sonlarında amatörlükten profesyonelliğe geçti ve GB&I’dan Luke Donald, Paul Casey ve Nick Dougherty gibi bazı takım arkadaşlarıyla birlikte European Tour’da sağlam bir yer edinmek adına başarısız bir girişimde bulundu.

Bu tarihten itibaren Mark, Challenge Tour, South African Sunshine Tour, PGA Europro Tour ve anavatanı İskoçya’da düzenlenen Tartan Tour’da yarıştı.

Tartan Tour’da beş galibiyet kazandı ve 2005 İskoç PGA Şampiyonası’nı, şampiyonanın galibi Paul Lawrie’nin ardından üçüncü sırada bitirdi. 1999 Open Champion’la başlayan profesyonel golf kariyerindeki gelişim dikkat çekici olmasa da, Mark, European Tour’da kalıcı bir yer edineceği günlerin çok uzakta olmadığına dair umudunu koruyordu.

Sıralamalardaki yolculuğunun devam ettiği son on yıl boyunca Mark’a, esrarengiz bir mide şikayeti eşlik etmekteydi. Her ne kadar bu şikayet performansı üzerinde olumsuz bir etki yaratmasa da, antrenman programı ve turnuva takvimi söz konusu olduğunda rahatsızlık veriyordu. "Günden güne değişen fiziksel durumum ve kendimi nasıl hissedeceğime dair belirsizlik, golfün yanı sıra genel hayatımda da çok sinir bozucu oluyordu."

Testler ve inceleme amaçlı operasyonlar için özel hastanelere yapılan birçok ziyaretin sonucunda şiddetli bir enflamasyon farkedildi, fakat belirli bir sebep bulunamadı. Bu şikayet, profesyonel spor hayatının yarattığı baskıya dayalı stresle ilişkilendirildi ve gerçek sebepleri gözden kaçırıldı.

"Oldukça sakin biri için bu teşhisi kabul etmek zordu ve konulan bu teşhisin öngördüğünden daha fazla sebep olduğunu sanıyordum. Bununla birlikte, sokaktayken her yorulduğumda düşündüğüm şey, kötüleşen midem ve ne kadar süreceği belli olmayan aşırı bulantının üstesinden gelmek konusunda kaderime boyun eğmiş olduğumdu."

Glasgow’daki Vitality Show gezisinden sonra Mark, YorkTest’ten Les Rowley ile tanıştı ve şikayetlerinin alerjik sebeplere dayanabileceği fikri ilgisini çekti.

"Kaybedecek bir şeyim yoktu ve küçük bir miktar kan örneğini alerji analizi yaptırmak üzere YorkTest Laboratuvarı’na gönderdim. Beslenme diyetimin iki ana öğesi olan inek sütü ve mayaya karşı şiddetli alerjim olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Bu iki besin çeşidini diyetimden çıkarmak sorun yaratsa da, mide şikayetlerimin ve bunun olumsuz etkilerinin tamamen ortadan kalkmasını sağladı."

"Geriye sadece alerjimin, profesyonel golf kariyerimde beklenenden daha yavaş gelişim göstermemde etkili olup olmadığını görmek kalıyordu. Bu değişimin gelecekteki performansım üzerindeki etkilerini bir yana bıraksak bile, YorkTest’in, sadece golf konusunda değil, her açıdan yaşam standardımı yükselttiğini söyleyebilirim. Üstelik tam da bundan şüphe duymaya başladığım sırada…"